Pepuza Antik Kenti

Paylaş
Manastırı görebilmek için Avgan Karayakuplu köyü arası yoldan Banaz çayının kenarına inen ve Karahallıya doğru giden yolda, dereyi geçen köprüden sonra araçtan inip, dere boyunca doğu yönünde iki kilometrelik keyifli bir yürüyüşle kayalara oyulmuş manastıra ulaşmak daha güvenli bir seçenektir. Clandras köprüsünün hemen yanı başından başlayıp, Banaz çayı kenarından batıya doğru devam eden su kanalı, Pepuza antik kentine doğru uzanmaktadır. Su kanalı içinden yapılacak yürüyüş, kaygan kayalarda devam ettiği için biraz risklidir. Montanizm M.S. 165 yılında Frigya’da ortaya çıkan ve ilk dönem Hristiyanları tarafından kurulan bir mezhep olarak biliniyor. Kadınlara özel bir önem veren mezhep, kadınların rahip kurulunda yer almasını kabul eden tek Hristiyan mezhebidir. Kuruluşundan sonra hızla yayılan, Roma ve Konstantinapol’e kadar uzanan mezhebin Frigya uygarlığındaki ana tanrıça Kybele kültüründen etkilendiği, kadınlara toplumda ve kilise yönetiminde erkeklerle eşit rol verdiği belirtiliyor. Montanus’un Hristiyan olmadan önce Frigya bölgesinde Anadolu ana tanrıçası Kibele kültünün rahibi olduğuna inanılmaktadır. Bu nedenle mezhep kadın liderlerin aktif çalışma alanına girmiştir. Hareketin Montanus’dan sonra en önemli iki ismi Priscilla / Prisca ve Maximilla isimli zengin ve dul iki kadındır. Rivayetlere göre, bu iki kadın Montanus’la tanıştıktan sonra eşlerinden boşanmış, peygamber olarak adlandırılmış ve harekete oldukça önemli katkılarda bulunmuştur. Montanus kendini peygamber ilan etmiş, Pepuza’yı merkez olarak seçmiştir. Anadolu’da doğmuş olmasına rağmen İtalya ve Kuzey Afrika’ya kadar yayılmış. Pepuza zaman içinde bölgenin dışında yaşayanlar için bir hac merkezi haline dönüşmüştür. Alman Prof. Dr. Peter Lampe ve ABD’li Prof. Dr. William Tabbernee tarafından, 2002 yılında Karayakuplu Köyü’nde yüzey çalışması yapılırken, Pepuza Antik Kenti saptanmıştır. Prof. Dr. Lampe ve Prof. Dr. Tabbernee’ye kazı yapmaları için izin verilmemiştir.

Yazar: Uşak Online

Bir Yorum Yazın